Neden Böyle Davranıyoruz?

 Neden Böyle Davranıyoruz?

İnsan Davranışlarını Çözmenizi Sağlayacak Altın Anahtar: S.E.A.T. Modeli

    Gelin bugün kendimize dürüst olalım. Kaç kez birinin (eşinizin, çocuğunuzun, patronunuzun ya da aynadaki o kişinin) yaptığı bir harekete bakıp "Neden? Neden böyle davranıyor?" diye hayretler içinde kaldınız?

    Hayat, karmaşık bir labirent gibi görünebilir. İnsan ilişkileri ise bazen içinden çıkılmaz bir kördüğüm... Ama size bir sır vereyim: İnsan davranışı tesadüfi değildir. Hiçbirimiz durup dururken, hiçbir amaca hizmet etmeyen bir eylemde bulunmayız. Eğer bir davranış varsa, orada bir ihtiyaç vardır. Eğer bir eylem varsa, orada bir kazanç vardır.

    Bugün size, o kördüğümü tek bir hamlede çözecek, hayat kalitenizi ve liderlik yeteneğinizi zirveye taşıyacak bir pusuladan bahsedeceğim. Biz buna kısaca S.E.A.T. diyoruz. Ben yıllarımı bu mekanizmayı anlamaya ve anlatmaya adadım. Şimdi, bir uzman şapkamla değil, hayatın içinde sizinle aynı yollardan yürümüş bir dostunuz olarak, bu dört devasa sütunu birlikte inceleyelim. Hazırsanız, insan ruhunun röntgenini çekmeye başlıyoruz.

Davranışın Dili: S.E.A.T. Nedir?

    Bir liderin, bir ebeveynin veya başarılı bir insanın sahip olabileceği en büyük yetenek **"gözlem"**dir. Ancak sadece bakmak yetmez; neyi görmeniz gerektiğini bilmelisiniz. S.E.A.T. modeli, bize insan davranışlarının sadece dört ana kaynaktan beslendiğini söyler. Bu dört harfin her biri, bir dilimizde "koltuk" anlamına gelen (İngilizce'de seat) gibidir; her davranış bu koltuklardan birine oturur.

Bu modeli anladığınızda, artık insanlara kızmayı bırakır, onları okumaya başlarsınız. İşte o dört dev motivasyon:

1. S - Duyusal (Sensory): İçsel Bir İhtiyacın Sessiz Çığlığı

    S.E.A.T.’ın ilk harfi olan S, yani Sensory (Duyusal), belki de anlaşılması en zor ama en temel olanıdır. Bu davranışlar dışarıdan bir ödül beklemez. Bu, kişinin tamamen kendi vücudunda, kendi sinir sisteminde hissettiği bir şeyle ilgilidir.

    Sizden biriyim demiştik, gelin bir örnek verelim: Stresli bir iş görüşmesinde olduğunuzu hayal edin. Masanın altında bacağınızı sürekli salladığınızı fark ediyor musunuz? Bunu birine bir mesaj vermek için mi yapıyorsunuz? Hayır. Birisi size "Aferin" desin diye mi yapıyorsunuz? Yine hayır. Bunu yapıyorsunuz çünkü o anki içsel geriliminizi ancak bu ritmik hareketle dindirebiliyorsunuz. İşte bu, duyusal bir motiftir.

    Duyusal motivasyon sadece rahatsızlığı gidermek değildir; bazen sadece "iyi hissetmek" içindir. Sabah içtiğiniz o ilk yudum kahvenin damağınızda bıraktığı tat, odaklanmak için kalemin arkasını ısırmanız ya da bir çocuğun yumuşak battaniyesine sarılması...

    Dersimiz şu: Eğer bir davranış kişi tek başınayken de devam ediyorsa, orada muhtemelen duyusal bir ihtiyaç vardır. Bunu çözmek için kişiyi cezalandırmak işe yaramaz; ona o duyusal tatmini sağlayacak daha sağlıklı bir yol sunmanız gerekir.

2. E - Kaçma (Escape): Zorluktan ve Baskıdan Kurtulma Sanatı

    Gelelim E harfine, yani Escape (Kaçma). İnsan beyni, acıdan kaçmaya ve konfora sığınmaya programlıdır. Eğer bir durum bizim için çok zorsa, çok sıkıcıysa veya kapasitemizi aşıyorsa, beynimiz otomatik olarak "Buradan çık!" emri verir.

    Bir lider veya ebeveyn olarak en çok burada yanılıyoruz. Bir çalışanınız işi sürekli erteliyorsa veya çocuğunuz ödevin başına oturduğunda aniden "karnım ağrıyor" diyorsa, bu onların tembel olduğu anlamına gelmez. Bu, o anki durumun onlara ağır geldiğini ve bir "kaçış" rampası aradıklarını gösterir.

    Kaçma stratejisini anlamak neden hayat kurtarır? Çünkü kaçma davranışına baskıyla karşılık verirseniz, sadece direnci artırırsınız. Oysa o kişinin neden kaçtığını anlarsanız —belki görev çok büyüktür, belki talimatlar belirsizdir— durumu basitleştirerek kaçma ihtiyacını ortadan kaldırabilirsiniz. Unutmayın, hiç kimse başarabileceği ve keyif aldığı bir şeyden kaçmaz.

3. A - İlgi (Attention): "Lütfen Beni Gör"

    Biz sosyal varlıklarız dostlarım. Bir çölde tek başımıza yaşayamayız. A harfi, yani Attention (İlgi), ruhumuzun oksijenidir. Ancak burada çok kritik bir tuzak var: İnsanlar, olumlu ilgi göremediklerinde, "olumsuz ilgiye" razı olurlar.

    Bir düşünün: Ofiste sessizce işini yapan mükemmel bir çalışanınız var. Onu ne sıklıkla takdir ediyorsunuz? Muhtemelen pek değil. Ama ne zaman bir hata yapsa, tüm gözler üzerine çevriliyor ve onunla ilgilenmeye başlıyorsunuz. Beyin burada tehlikeli bir kodlama yapar: "Eğer fark edilmek istiyorsan, bir hata yap veya sorun çıkar."

    Aynı şey çocuklar için de geçerlidir. Annesi telefondayken yaramazlık yapan çocuk, aslında "Anne, o telefona verdiğin dikkati bana ver" diyordur. O an ona kızmanız bile bir "ilgidir" ve o çocuk için hiç yoktan iyidir.

    Uzman Tavsiyesi: Eğer çevrenizdeki insanların ilgi için olumsuz davranışlar sergilemesini istemiyorsanız, onları "doğru şeyi yaparken" yakalayın. İyi davranışa bolca ilgi gösterin ki, ilgi çekmek için sorun çıkarmak zorunda kalmasınlar.

4. T - Somut (Tangible): Hedefe Odaklı Hareket

    Son koltuğumuz T, yani Tangible (Somut Bir Şey Elde Etme). Bu en bariz olandır. Bir şeyi istersiniz ve onu almak için gereken davranışı yaparsınız.

  • Maaş almak için işe gidersiniz.
  • Şeker almak için ağlayan bir çocuk.
  • İndirim kazanmak için kupon biriktiren bir müşteri.

    Somut motivasyon, doğrudan bir ödülle bağlantılıdır. Buradaki en büyük hata, istenmeyen bir davranışın ardından somut ödülü vermektir. Marketin ortasında feryat figan ağlayan bir çocuğa "Sussun yeter ki" diyerek o çikolatayı alırsanız, ona hayatının dersini verirsiniz: "Bağırırsan istediğini alırsın." Tebrikler, artık daha çok bağıran bir çocuğunuz var!

    Aynı durum profesyonel hayatta da geçerlidir. Sürekli şikayet eden bir çalışana, sadece sussun diye ayrıcalık tanırsanız, şikayet etmeyi bir kazanç kapısı haline getirirsiniz.

Bu Bilgiyle Ne Yapacaksınız? (Uygulama Rehberi)

    Dostlarım, bu bilgiler sadece kağıt üzerinde kalsın diye anlatmadım. Bunlar birer eylem planıdır. S.E.A.T. modelini hayatınıza entegre etmek için şu üç adımı takip edin:

Adım 1: Dur ve Gözlemle

    Bir sorunla karşılaştığınızda (bu kendinizle ilgili bir sorun da olabilir) hemen tepki vermeyin. Kendinize sorun: "Bu davranış şu an hangi koltukta oturuyor?"

  • Duyusal bir rahatlama mı arıyor?
  • Bir şeyden mi kaçıyor?
  • İlgi mi bekliyor?
  • Somut bir ödülün peşinde mi?
  • Adım 2: Kanıtları Topla (ABC Analizi)

    Davranışın hemen öncesine (Antecedent) ve hemen sonrasına (Consequence) bakın.

  • Örnek: Toplantı ne zaman zorlaşsa (Öncül), Ahmet şaka yapıp konuyu dağıtıyor (Davranış). Sonuçta konu değişiyor ve Ahmet zor sorulardan kurtuluyor (Sonuç).
  • Teşhis: Kaçma (Escape)!

Adım 3: Alternatif Yol İnşa Et

    Davranışın nedenini anladığınızda, o ihtiyacı karşılayacak daha iyi bir yol sunun. Eğer kişi kaçmak istiyorsa, ona "yardım istemeyi" öğretin. Eğer ilgi istiyorsa, ona "başarı paylaşmayı" öğretin.

Son Söz: İnsan Odaklı Liderlik

    Hayat bir satranç tahtası değildir; insan kalbinin ve zihninin bir yansımasıdır. S.E.A.T. modelini kullanmak, insanları manipüle etmek değil, onları gerçekten anlamaktır. Birini anladığınızda, ona yardım edebilirsiniz. Ona yardım ettiğinizde ise gerçek bir lider, gerçek bir dost ve gerçek bir yol gösterici olursunuz.

    Mükemmellik bir varış noktası değil, bir yolculuktur. Ve bu yolculukta yanınızda taşıyacağınız en değerli yük, insan doğasına dair duyduğunuz bu derin anlayış olacaktır.

    Unutmayın, her davranışın bir sebebi vardır. O sebebi bulmak ise sizin sorumluluğunuzdur. Kolay olmayacak ama kesinlikle buna değecek!

    Şimdi sıra sizde. Hayatınızda çözemediğiniz, sizi her gün zorlayan o spesifik davranışı düşünün. Bu yazıyı okuduktan sonra, o davranışın S, E, A veya T harflerinden hangisine girdiğini düşünüyorsunuz? İsterseniz bu durumu birlikte analiz edebiliriz. Hangi adımı atmanız gerektiği konusunda size rehberlik etmemi ister misiniz?

Yorum Gönder

0 Yorumlar