Ana içeriğe atla

İyi Bir Çaya Dair Notlar

İyi Bir Çay Nasıl Demlenir?

 Siyah Çaya Dair Notlar

Türk insanının vazgeçemediği içeceklerden en popüleri olan siyah çayın faydalarını saymakla bitiremeyiz. Yalnız unutulmamalı ki tüketiminde aşırılığa kaçarsak her gülün dikeni olduğu gibi siyah çayın da zararlarıyla karşı karşıya kalabiliriz.

Çayın Tarihteki Yeri

Eskimeyen bir geleneğin lezzetli dünyasına doğru yolculuğa başlayalım. M.Ö. 2700’lerde İmparator Shenn Nung, bir çay ağacının altında ne tesadüftür ki elinde bir bardak sıcak suyla kim bilir aklında neler vardı. Bu bize yer çekimin bulunmasıyla ilgili malum hikayeyi hatırlatsa da ana hikayeden sapmayalım. Rüzgârında etkisiyle olacak ki çay apacından birkaç yaprak sıcak su kâsesine düşer ve efsanevi bir koku, renk ve tatla karşılaşan imparator hayran kalır. Kendisindeki müthiş değişimle bu bitkinin lezzetli bir şifa kaynağı olduğunu fark eder. Başta şifa bulmak için medikal amaçlı kullanılsa da zaman içinde bu lezzet dolu bitki en çok tüketilen içecekler arasına girmeyi başarır. Japonya, Kore, Vietnam, Tibet, Hollanda, Portekiz ve İngiltere derken tüm dünyadaki yerini almıştır.

Aklınıza gelen soruyu ben sorayım. Peki, Türkler siyah çayla ne zaman tanıştı. Bazı rivayetlere göre ilk çay içen Türk’ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu düşünülmektedir. Türkiye’nin siyah çay üretiminde ilk sıralarda olduğunu düşününce milattan önce demek isterdim. Ama tatbikîde öyle değil. Türklerin çay serüveni XIX. Yüzyılda Hacı Mehmet İzzet Efendiye ait çayın faydalarından bahseden “Çay Risalesi” adlı eserle başlamıştır.

2.Abdulhamid döneminde Japonya’dan gelen tohumlarla serüvenine devam etse de Rize yerine Bursa ilimizde üretilmeye başlanılması, siyah çay üretiminde başarısızlığa sebep olmuştur.

Çay bitkisinin Türkiye de nerelerde yetiştirilebileceğine dair çalışmalar sonucunda Atatürk’ün de teşvikleriyle Doğu Karadeniz Bölgesi ve özellikle 1924 yılında Rize ilinde siyah çay yetiştiriciliğinde büyük bir kalkınma ve büyüme göstermiştir. Türkiye bu tarihten sonra siyah çay üretiminde ilk ondaki yerini her zaman korumuştur.

Siyah Çayın Faydaları

Türkler ’in su yerine çay içtiğini düşünenlerdenim. Peki, nedir suyun tahtına göz koyan Siyah Çay’ın faydaları beraberce inceleyelim.

  • Kalp sağlığı için düzenli siyah çay tüketimi önerilmektedir.
  • Siyah çay, kortizol seviyesini düşürdüğü için strese iyi gelmektedir.
  • Tip 2 diyabeti için siyah Çay’ın iyi geldiği bilinmektedir. 
  • Antioksidan özelliğinden dolayı siyah çay tüketimine önem verilmelidir.
  • Odaklanma konusunda oldukça etkilidir.
  • İshal gibi rahatsızlıklarda fayda sağladığı düşünülmektedir.
  • Siyah çayın damar sertliğini önlediğini söyleyenlerde vardır.
  • Ağızdaki plak oluşumunu azalttığı için diş sağlığına iyi gelmektedir.
  • Bunun yanında kan şekeri düzeylerini düşürebilir.
  • Bence en büyük faydası içtiğinizde yüzünüzde oluşan huzur ve dinginlik olsa gerek.

Çayın Zararları

Siyah çay tüketiminde aşırıya kaçılmasının sonucunda istenmeyen bazı rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bunların başında kabızlık ve demir eksikliği gelmektedir. Bu her zaman karşılaşılan bir durum değildir. Eğer demir eksikliği probleminiz varsa veya sıkı sık kabız oluyorsanız çay tüketiminizi 3 bardakla sınırlandırmanızda fayda görülebilir. Aşırı çay tüketimi çarpıntıya sebep olabilir. Yüksek tansiyon hastaları daha dikkatli çay tüketiminde daha dikkatli davranmalıdır. Eğer Spesifik bir rahatsızlığınız varsa doktor tavsiyesi ile hareket etmelisiniz.

Günde Kaç Bardak Çay İçilmeli

Araştırmalar sonucunda tavsiye edilen en ideal çay içme oranının üç ile beş bardak arası olduğu anlaşılmaktadır.

İyi Bir Çay Nasıl Demlenir?

Bilindiği üzere çay; ekmek gibi, et gibi, süt ürünleri gibi yaşamımızı sürdürebilmemiz için temel besin kaynakları yer almaz. Hatta ülkemizde 1900' lü yılların ilk yarısında Karadenizde yetiştirmeye başlanmıştır. Ama çayı tüketen kesim sadece Karadeniz Bölgesi değil tüm Türkiyedir. Hal böyle olunca çay demleme yöntemi de bölgeden bölgeye yöreden yöreye göre farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda madem çay Karadeniz Bölgesinde yetişiyor o zaman çay demleme işini de en iyi de çayı yetiştiren bilir dedik ve bazı çay demleme uzmanlarına göre çayımızı doğru bir şekilde nasıl demlenir sorusuna işte cevap,

Öncelikle iyi bir çay elde etmek için malzemeler:

-kireçsiz ve yumuşak bir su,
-mümkünse porselen veya bakır çaydanlık,
-kaliteli bir rengi siyah (içinde kahverengi çöpler olmayan), rubetsiz ve tozsuz bir çay,
-kısık ateş
-demlenmesi için yeterli zaman

Şimdi de siyah çayımızı demlemeye geçelim;

1-) Çaydanlığa koyduğumuz suyun kaymasını bekleriz. Suyumuzun içme suyu olması lezzet açısından önemli. Önemli olan başka bir etken ise kullandığınız demleme aparatının kireçsiz ve temiz olması. İster çaydanlık olsun, ister semaver olsun, isterseniz elektronik çay demleme makinalarından olsun mutlaka temiz ve bakımlı olmasına özen göstermeyiz.

 2-) Su kaynamaya başladıktan sonra biraz beklemeli sonra ocağın altı kapatılmalı suyun sıcaklığının düşmesi beklenmeli (3-5 dk) Böylece çayı haşlamak yerine demlemiş oluruz.

3-) Şimdi su boş çaydanlığa 20-30 cm mesafeden yavaşça aktardıktan sonra çayı üzerine ekleyebiliriz. Yine burada suyu koymadan önce çaydanlığa kuru çayı koyarsak eğer çaydanlığın çok sıcak olması sebebiyle çay kavrulur ve aromalarını tam veremez.

4-) Son aşama olarak da çayımız kısık ateşte 15-20 dakika demledi mi içime hazırdır. Bu süre damak zevkine göre biraz esnetilse de çok uzun olmaması çayın acıyıp lezzetini kaybetmemesi için önemlidir.

Son Söz


Türkiye de hayat çay ile başlar. Biz millet olarak sabah kahvaltıya siyah çay ile başlarız. İngilizlerde olduğu gibi beş çayı kavramı bizim için geçerli değildir. Tüm zaman dilimlerinde çay demler ve içeriz. 

Burası Önemli;


Yukarıdaki tarife göre demlediğiniz taze çayın lezzetine maksimum düzeyde ulaşmak için çayı içtiğimiz ortam da en az çayın kendisi kadar önemlidir.  Açık hava bir ortamda, bir dostla içilen çayın verdiği keyif bir başkadır.

Çay’la ve muhabbetle kalın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları

  Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları: Dinlemek ve Dinlenilmek Çocuklarla etkili iletişim kurmak bazen zorlayıcı olabilir. Yetişkinlerin çoğu, çocukların kendilerini dinlemediklerinden şikayet ederken, çocuklar da genellikle yetişkinlerin onları anlamadığını hissediyor. Peki, bir çocukla nasıl konuşmalıyız ki bizi dinlesin? Ve onları nasıl dinleyelim ki bizimle konuşmaktan çekinmesinler? İşte bu yazıda, çocuklarla kurulan iletişimi güçlendirecek yöntemlere göz atıyoruz. 1. Samimi Bir İlgi Gösterin Çocuklar, konuştuğunuz konuya gerçekten ilgi duyup duymadığınızı anlarlar. Çocuklara bir şeyler anlatırken ya da onların anlattıklarını dinlerken göz teması kurmak , tüm dikkatinizi ona vermek çok önemlidir. Elinizdeki telefonu bir kenara bırakmak, konuşurken eğilerek onun boy hizasına gelmek ve arada başınızı sallayarak ona dinlediğinizi hissettirmek, çocuğa kendini özel hissettirir. İpucu : “Seninle konuşmak çok hoşuma gidiyor” ya da “Söylediklerin benim için önemli” gibi ifadel...

15 SORUDA: GASTRONOMİ VE MUTFAK SANATLARI

Gastronomi ve Mutfak Sanatları BU MESLEĞİ YAPABİLMEK İÇİN GASTRONOMİ OKUMAK ŞART MI?-1 Gastronomi okumak şart değil ancak bu meslekte ciddi bir şeyler yapmak ve bu meslekle daha fazla haşir neşir olmak, mesleğin hem arka planında olmak, eğitmen olmak, danışmanlık vermek, mutfak yöneticisi olmak gibi biraz daha kayda değer işler yapmak için eğitim almak büyük bir avantaj sağlayacaktır.   AŞÇILIK VE GASTRONOMİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?-2   Aşçılık bir ön lisans eğitimi, gastronomi ise bir lisans eğitimidir. Ön lisansın amacı; ara elemanlar, teknik elemanlar yetiştirmektir. Gastronomi eğitimi ise daha alanında uzman ve yetkin kişiler yetiştirmektir. Aşçılık bölümünden mezun olup mutfaklarda aşçı olarak çalışılabilir. Gastronomi bölümünden mezun olup mutfakların arka planında, yönetim alanında ya da bir medya alanında çalışılabilir. Ancak bunlar daha çok kişisel tercihler doğrultusunda gerçekleşebilecek meslek seçimleridir. Aşçılık bölümünden mezun olup yönetici olarak da çalış...

Kitap Okuma Alışkanlığı

  Kitap Okuma Alışkanlığı Kitap okuma alışkanlığı t emelde okula başlarken öğrendiğimiz okuma yazma öğrendikten sonra bu alışkanlığı yemek yemek gibi bir ömür hem insana zevk veren hem de insanın ruhunu doyuran bir alışkanlık haline gelmesidir.      Peki size şöyle bir soru sorsam; en son ne zaman bir şeyler yemek yediniz? Ya da en son ne zaman bir kitap okudunuz? Bu iki eylem arasında arasında ne kadar zaman farkı var? Bu sorular şöyle dursun, biz kitap okuma alışkanlığını kazanabilmek için bize lazım olan sorunun cevabını bulalım. Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?      Madem yemek yeme alışkanlığını örnek verdik kitap okuma alışkanlığı nasıl kazanılır sorusuna cevap olarak olayı biraz somutlaştırmak için buradan devam edelim. Normalde yeme içme işi kitap okumaktan daha zor fiziksel eylem gerektirir. Elimizin, kolumuzun, çenemizin, dilimizin iş birliği içinde sürekli hareket halinde olması gerekir. Aslında ne kadar da eylem gerektiren zor bir ...