Ana içeriğe atla

Procrastination Erteleme Hastalığı

Procrastination

Procrastination Erteleme Hastalığı

İlham perinizi yakalamak oldukça güç değil mi? Çünkü sizde de Procrastination yani erteleme hastalığı var. İlham perinize bunun için yalvarmanıza ya da onun gelmesi için beklemenize gerek yok. Çünkü, sizde de bu irade ve güç aslında var. Ve sadece onun artık ilham perileri tarafından değil de, bilinciniz tarafından uyandırılması gerekiyor. Yani artık erteleme hastalığı için sadece bilinçli olmanız yeterli olacak. Çünkü bilinci yerinde olan insanlar, duyarlı insanlardır ve onlar sorumluluk sahibidirler.

Siz de aslında ertelemeyi sevmiyorsunuz, ertelemiş olmaya özlem duyuyorsunuz ve ertelemiş olmak, sizi rahatlatıyor. Oysaki, ertelemeyi sevmiş olsaydınız, ertelediğiniz her olaydan sonra vicdan azabı çekmiyor olurdunuz. Fakat çekiyorsunuz değil mi? Tam da tahmin ettiğimiz gibi. Öyleyse bunun için bazı şeyleri bilmek ister misiniz? İşte Procrastination erteleme hastalığı, nedenleri ve çözüm yolları…

Kendinize İnanın

Öncelikle eğer kendinize inanmıyorsanız, zaten ertelemekle hiç yapmamak arasında hiçbir fark yoktur. Bu yüzden ertelediğiniz şeyi, hiç yapmayın daha iyi. En azından bir daha ertelemek için harcayacağınız zamanı, daha değerli şeylere harcamış olursunuz. En azından, kendinize olan saygınız devam eder. En azından, birileri sizin erteleme tembelliğini göstermiş olmanızdan ziyade, canınızın istemediğinden yapmadığınıza inanmaya devam eder.

Kısacası, inanmıyorsanız, yaşamaya devam edin. Sadece yaşamış olmak için yaşamaya. Oysa ki, insanoğlu sadece bunun için mi yaşar? İdealleri için, sevdikleri için, sahip olmak istedikleri için ve daha birçok şey için yaşar öyle değil mi? Tabii ki bunların hepsi için de kendinize inanın ve yapacağınız konusunda en ufak bir tereddüt taşımayın.

Erteleme Hastalığı Olduğuna Kendinizi İnandırın

Ertelemenin bir hastalık olduğuna ve bu hastalığın varlığına kendinizi inandırarak işe devam etmelisiniz. İlk şartımız kendinize inanın şartı idi. Bu da ikinci şartımız. Yani, ertelemenin gerçekten de bir hastalık olduğunu ve en büyük antibiyotiğin de artık uyanmak olduğunu öğrenin. Erteleme hastalığından kurtulmanız da bu sayede daha kolay bir hal alacaktır.

Bol Bol Kişisel Gelişim Hikayeleri Okuyun

Size bol bol kişisel gelişim kitapları okuyun demiyoruz. Tabii ki bunu da yapabilirsiniz. Ancak, ertelemeyenlerin ve bu yüzden başarılı olanların ilham verici hikayeleri hakkında fikir edinin. Bunun için kitaplardan, radyolardan, TV programlarından alıntılar yapın. Ve gerekirse bir yere yazın ya da yapıştırın. Gerçekten de göreceksiniz ki, başarılı olanların en çok nefret ettiği kelime yarın ve en hoşlanmadığı cümle “Yarın yaparım” cümlesi olmuştur. Bu yüzden bol bol kişisel gelişim hikayeleri okuyun. Bu sayede biraz daha ne olduğunuzu ve ne olduklarını mukayese etme şansınız olacaktır.

Başlamayı Öğrenin

Procrastination erteleme hastalığı olanların ortak yanlarından biri de aslında yapmamak yerine başlamamak konusunda ısrarcı olmalarıdır. Yani aslında tek sorunları başlayamamaktır. Kendileri de çok iyi bilmektedir ki, başladıkları işi her türlü bitirirler ve zamanında işin içinden çıkarlar. Ancak işte burada da ilham perilerinin kapısını çalmaktan bir türlü uslanmazlar. Yalnız artık kendilerinin ilham perileri gözündeki değerinin ne kadar düştüğünün ve bir daha asla o kapının istedikleri zaman açılmayacağının farkında değiller. İşte bu yüzden, size her zaman dediğimiz gibi, başlamayı öğrenin. Başlamak, bitirmenin asla yarısı değildir. Bize göre yarısından çok daha fazlasıdır. Ve zaten bir şeyin yarısından çok fazlasını yapmak, aslında o işi bitirmektir.

Siz de lütfen artık Procrastination erteleme hastalığından bir an evvel kurtulun ve artık sorumluluklarınızın farkına varın. Çünkü, sorumluluğunuzun farkına vardıktan sonra artık hayatın sizin için ne kadar anlamlı olduğunu o zaman göreceksiniz.

SEO uyumlu anahtar kelimeler: başlayamama hastalığı, bir türlü başlayamıyorum, erteleme hastalığı, ertelemek, Procrastination, Procrastination erteleme hastalığı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları

  Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları: Dinlemek ve Dinlenilmek Çocuklarla etkili iletişim kurmak bazen zorlayıcı olabilir. Yetişkinlerin çoğu, çocukların kendilerini dinlemediklerinden şikayet ederken, çocuklar da genellikle yetişkinlerin onları anlamadığını hissediyor. Peki, bir çocukla nasıl konuşmalıyız ki bizi dinlesin? Ve onları nasıl dinleyelim ki bizimle konuşmaktan çekinmesinler? İşte bu yazıda, çocuklarla kurulan iletişimi güçlendirecek yöntemlere göz atıyoruz. 1. Samimi Bir İlgi Gösterin Çocuklar, konuştuğunuz konuya gerçekten ilgi duyup duymadığınızı anlarlar. Çocuklara bir şeyler anlatırken ya da onların anlattıklarını dinlerken göz teması kurmak , tüm dikkatinizi ona vermek çok önemlidir. Elinizdeki telefonu bir kenara bırakmak, konuşurken eğilerek onun boy hizasına gelmek ve arada başınızı sallayarak ona dinlediğinizi hissettirmek, çocuğa kendini özel hissettirir. İpucu : “Seninle konuşmak çok hoşuma gidiyor” ya da “Söylediklerin benim için önemli” gibi ifadel...

15 SORUDA: GASTRONOMİ VE MUTFAK SANATLARI

Gastronomi ve Mutfak Sanatları BU MESLEĞİ YAPABİLMEK İÇİN GASTRONOMİ OKUMAK ŞART MI?-1 Gastronomi okumak şart değil ancak bu meslekte ciddi bir şeyler yapmak ve bu meslekle daha fazla haşir neşir olmak, mesleğin hem arka planında olmak, eğitmen olmak, danışmanlık vermek, mutfak yöneticisi olmak gibi biraz daha kayda değer işler yapmak için eğitim almak büyük bir avantaj sağlayacaktır.   AŞÇILIK VE GASTRONOMİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?-2   Aşçılık bir ön lisans eğitimi, gastronomi ise bir lisans eğitimidir. Ön lisansın amacı; ara elemanlar, teknik elemanlar yetiştirmektir. Gastronomi eğitimi ise daha alanında uzman ve yetkin kişiler yetiştirmektir. Aşçılık bölümünden mezun olup mutfaklarda aşçı olarak çalışılabilir. Gastronomi bölümünden mezun olup mutfakların arka planında, yönetim alanında ya da bir medya alanında çalışılabilir. Ancak bunlar daha çok kişisel tercihler doğrultusunda gerçekleşebilecek meslek seçimleridir. Aşçılık bölümünden mezun olup yönetici olarak da çalış...

Kitap Okuma Alışkanlığı

  Kitap Okuma Alışkanlığı Kitap okuma alışkanlığı t emelde okula başlarken öğrendiğimiz okuma yazma öğrendikten sonra bu alışkanlığı yemek yemek gibi bir ömür hem insana zevk veren hem de insanın ruhunu doyuran bir alışkanlık haline gelmesidir.      Peki size şöyle bir soru sorsam; en son ne zaman bir şeyler yemek yediniz? Ya da en son ne zaman bir kitap okudunuz? Bu iki eylem arasında arasında ne kadar zaman farkı var? Bu sorular şöyle dursun, biz kitap okuma alışkanlığını kazanabilmek için bize lazım olan sorunun cevabını bulalım. Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?      Madem yemek yeme alışkanlığını örnek verdik kitap okuma alışkanlığı nasıl kazanılır sorusuna cevap olarak olayı biraz somutlaştırmak için buradan devam edelim. Normalde yeme içme işi kitap okumaktan daha zor fiziksel eylem gerektirir. Elimizin, kolumuzun, çenemizin, dilimizin iş birliği içinde sürekli hareket halinde olması gerekir. Aslında ne kadar da eylem gerektiren zor bir ...