Ana içeriğe atla

Duygusal Dünyanızı Yöneten İki Gizli Güç: Yukarı ve Aşağı Sarmallar

Negatiflik Döngüsünde Sıkışıp Kaldığınızı Hissettiğiniz Anlar

    Hepimiz yaşamışızdır: Kötü bir düşüncenin bir diğerini tetiklediği, enerjimizi tüketen ve bizi adeta bir girdap gibi içine çeken o anları. Bir olumsuzluk diğerini doğurur ve kısa sürede kendimizi karamsar bir ruh hali içinde sıkışıp kalmış buluruz.

    Bu deneyimin arkasında, duygusal dünyamızı yöneten güçlü ama bir o kadar da basit bir zihinsel model yatar: Biri bizi aşağı çeken (aşağı sarmal), diğeri ise yukarı kaldıran (yukarı sarmal) iki temel güç. Bu iki sarmalın nasıl çalıştığını anlamak ve aralarında bilinçli bir seçim yapabilmek, duygusal durumunuzu yönetmenin ve zihinsel dayanıklılık inşa etmenin anahtarıdır.

Keşif  1: "Aşağı Sarmal" – Negatifliğin Kısır Döngüsü

    Aşağı Sarmal: Kuyunun Dibine Doğru Bir Yolculuk

    Aşağı sarmal, dikkatimizin geçmişte yaşanmış olumsuz olaylara sabitlendiği bir zihin durumudur. Bu odaklanma, bir geri bildirim döngüsü yaratarak daha fazla negatif duygu üretir. Zihniniz sürekli olarak sorunlara, hayal kırıklıklarına ve korkulara takılı kaldığında, kendinizi bu sarmalın içinde bulursunuz.

    O negatif duyguların her birisini korku, kızgınlık, öfke, sinir, kaygı endişe, hayal kırıklığı, şaşkınlık bütün bunları bir arada yaşamaya başladığınızda aşağı sarmalda böyle bir kuyunun dibine düşer gibi düşmeye başlarsınız.

    Aşağı sarmalın hayatımızdaki ayak izleri hem derin hem de somuttur:

• Duygu, durum ve enerji düzeyinin düşmesi: Ruh haliniz ve genel enerjiniz gözle görülür şekilde azalır.

• Yersiz kaygı, korku ve çaresizlik duyguları: Belirgin bir sebep olmaksızın endişe, korku ve olaylar karşısında güçsüzlük hisleri ortaya çıkar.

• Beynin üst düzey düşünme kapasitesinin bloke olması: İçgörü, problem çözme ve yaratıcılık gibi yetenekleriniz zayıflar.

• İyimserliğin ve umudun azalıp karamsarlığın artması: Geleceğe dair umutlarınız azalır, karamsar bir bakış açısı hakim olur ve buna bağlı olarak üretkenlik düşer.

• Bu negatifliğin başkalarına da "bulaşması": Kendi ruh haliniz, etrafınızdaki insanları da olumsuz etkileyerek onların da aşağı sarmala girmesine neden olabilir.

Keşif  2: "Yukarı Sarmal" – Olasılıkların ve Potansiyelin Yükselişi

    Yukarı Sarmal: Daha Açık, Yaratıcı ve Dayanıklı Bir Zihin

    Yukarı sarmal, aşağı sarmalın tam tersidir. Dikkatinizi bilinçli olarak size iyi gelen, sizi yükselten ve umut veren şeylere odakladığınızda ortaya çıkan pozitif bir zihin durumudur. Bu durumda zihniniz olasılıklara ve potansiyele açılır.

Yukarı sarmalda olmanın getirdiği pozitif çıktılar şunlardır:

• Daha açık, esnek ve umutlu olmak

• Geleceğe karşı daha yaratıcı ve üretken olmak

• Olasılıklara ve "ne'yin mümkün olduğuna" daha açık olmak

• Stres ve başarısızlıklarla başa çıkma konusunda daha dayanıklı olmak

• Olumlu ilişkiler kurma, daha dışa dönük olma ve iyimserliği ifade etme becerisinin artması

• Daha iyi fiziksel ve ruhsal sağlığa sahip olmak

Keşif  3: Asıl Güç Sizin Elinizde – Her Şey Dikkatle İlgili

Seçim Hakkı: Dikkat Nereye, Enerji Oraya

    Bu iki sarmal arasında geçiş yapmamızı sağlayan asıl güç, dikkatimizi nereye yönlendirmeyi seçtiğimizdir. Hayat karşımıza ne çıkarırsa çıkarsın, zihnimizin spot ışığını nereye çevireceğimizi seçme gücü daima bizdedir. Enerjimiz, dikkatimizi verdiğimiz yöne doğru akar.

    Zihnimizin dikkat kapasitesi sınırlıdır; aynı anda iki zıt duyguyu birden deneyimleyemez. Dikkatinizi bilinçli olarak yukarı sarmalın unsurlarına yönelttiğinizde, negatif duygulara yer bırakmamış olursunuz. Pozitif bir zihin durumundayken korku, kaygı ve öfke gibi duyguları deneyimlemek mümkün değildir. İşte duygusal dayanıklılık tam olarak bu seçim anında inşa edilir.

    Ben dikkatimi aşağı sarmala yada yukarı sarmala verdiğimden emin olduğumda ya da bunun farkında olduğumda o zaman duygularımı yönetebilme şansına sahibim.

Uygulama Zamanı: Kendi Sarmal Tetikleyicilerinizi Keşfedin

    Kendi Listenizi Oluşturun: Sizi Ne Aşağı Çekiyor, Ne Yükseltiyor?

    Bu teorik gücü pratiğe dökmek ise basit bir farkındalık egzersiziyle başlar. Bu modeli hayatınıza uygulamak için atılacak en pratik adım, sizi bu iki sarmala iten tetikleyicileri keşfetmektir. Bir an durup hangi insanların, durumların, eylemlerin veya düşüncelerin sizi aşağı çektiğini ve hangilerinin sizi yukarı taşıdığını listelemek, muazzam bir farkındalık kazandırır.

    Sizi Aşağı Sarmala Götürenler Neler?

    Sizi negatif duygulara sürükleyen, enerjinizi düşüren durumları düşünün. Örneğin, bazı insanlar için bu tetikleyiciler şunlar olabilir:

• Randevusuna geç kalan birisi

• Sorumsuz davranışlar sergileyen insanlar

• Birinin bir başkasına bağırması

• Patronluk taslayan veya küçümseyen tavırlar

    Sizi Yukarı Sarmala Çıkaranlar Neler?

    Şimdi de tam tersini düşünün. Sizi canlandıran, size umut ve neşe veren anlar nelerdir? Size özel bu liste, zor zamanlarda başvurabileceğiniz kişisel bir kaynak olacaktır. İşte bazı örnekler:

• Önemli bir işi bitirip tamamlamak

• Taze bir Türk kahvesinin kokusu

• Gökyüzüne veya aya bakmak

• Güneşli bir gün

• Deniz kenarında olmak

• Bir başkasından takdir görmek

Kovanızı Ne ile Doldurmayı Seçiyorsunuz?

    Gerçek liderlik ve duygusal dayanıklılık, kendimizi hangi sarmalda tutacağımızı bilinçli olarak seçmekle başlar. Hayatımızı saf su dolu bir kovaya benzetebiliriz. Aşağı sarmal tetikleyicileri, bu saf suya damlayan birer mürekkep damlası gibidir ve suyu bulandırır. Yukarı sarmal tetikleyicileri ise kovaya eklenen saf su gibidir; suyu berraklaştırır ve arındırır. Bu seçimi yapmak, duygusal dayanıklılığınızı doğrudan inşa etmektir. Dikkatinizi yukarı sarmal listenize ne kadar çok verirseniz, duygusal dayanıklılığınız o kadar yüksek olur.

    Peki, siz bugünden itibaren o kovayı daha az mürekkeple doldurup, hayatınıza yukarı sarmaldaki unsurları daha fazla getirmeye hazır mısınız?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları

  Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları: Dinlemek ve Dinlenilmek Çocuklarla etkili iletişim kurmak bazen zorlayıcı olabilir. Yetişkinlerin çoğu, çocukların kendilerini dinlemediklerinden şikayet ederken, çocuklar da genellikle yetişkinlerin onları anlamadığını hissediyor. Peki, bir çocukla nasıl konuşmalıyız ki bizi dinlesin? Ve onları nasıl dinleyelim ki bizimle konuşmaktan çekinmesinler? İşte bu yazıda, çocuklarla kurulan iletişimi güçlendirecek yöntemlere göz atıyoruz. 1. Samimi Bir İlgi Gösterin Çocuklar, konuştuğunuz konuya gerçekten ilgi duyup duymadığınızı anlarlar. Çocuklara bir şeyler anlatırken ya da onların anlattıklarını dinlerken göz teması kurmak , tüm dikkatinizi ona vermek çok önemlidir. Elinizdeki telefonu bir kenara bırakmak, konuşurken eğilerek onun boy hizasına gelmek ve arada başınızı sallayarak ona dinlediğinizi hissettirmek, çocuğa kendini özel hissettirir. İpucu : “Seninle konuşmak çok hoşuma gidiyor” ya da “Söylediklerin benim için önemli” gibi ifadel...

15 SORUDA: GASTRONOMİ VE MUTFAK SANATLARI

Gastronomi ve Mutfak Sanatları BU MESLEĞİ YAPABİLMEK İÇİN GASTRONOMİ OKUMAK ŞART MI?-1 Gastronomi okumak şart değil ancak bu meslekte ciddi bir şeyler yapmak ve bu meslekle daha fazla haşir neşir olmak, mesleğin hem arka planında olmak, eğitmen olmak, danışmanlık vermek, mutfak yöneticisi olmak gibi biraz daha kayda değer işler yapmak için eğitim almak büyük bir avantaj sağlayacaktır.   AŞÇILIK VE GASTRONOMİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?-2   Aşçılık bir ön lisans eğitimi, gastronomi ise bir lisans eğitimidir. Ön lisansın amacı; ara elemanlar, teknik elemanlar yetiştirmektir. Gastronomi eğitimi ise daha alanında uzman ve yetkin kişiler yetiştirmektir. Aşçılık bölümünden mezun olup mutfaklarda aşçı olarak çalışılabilir. Gastronomi bölümünden mezun olup mutfakların arka planında, yönetim alanında ya da bir medya alanında çalışılabilir. Ancak bunlar daha çok kişisel tercihler doğrultusunda gerçekleşebilecek meslek seçimleridir. Aşçılık bölümünden mezun olup yönetici olarak da çalış...

Kitap Okuma Alışkanlığı

  Kitap Okuma Alışkanlığı Kitap okuma alışkanlığı t emelde okula başlarken öğrendiğimiz okuma yazma öğrendikten sonra bu alışkanlığı yemek yemek gibi bir ömür hem insana zevk veren hem de insanın ruhunu doyuran bir alışkanlık haline gelmesidir.      Peki size şöyle bir soru sorsam; en son ne zaman bir şeyler yemek yediniz? Ya da en son ne zaman bir kitap okudunuz? Bu iki eylem arasında arasında ne kadar zaman farkı var? Bu sorular şöyle dursun, biz kitap okuma alışkanlığını kazanabilmek için bize lazım olan sorunun cevabını bulalım. Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?      Madem yemek yeme alışkanlığını örnek verdik kitap okuma alışkanlığı nasıl kazanılır sorusuna cevap olarak olayı biraz somutlaştırmak için buradan devam edelim. Normalde yeme içme işi kitap okumaktan daha zor fiziksel eylem gerektirir. Elimizin, kolumuzun, çenemizin, dilimizin iş birliği içinde sürekli hareket halinde olması gerekir. Aslında ne kadar da eylem gerektiren zor bir ...