Ana içeriğe atla

Mükemmeli Aramayın Çünkü Ona Asla Ulaşamazsınız Diyor Salvador Dali

 

Kusursuzluğun İllüzyonu: Salvador Dalí Neden “Mükemmeli Aramayın” Dedi?

    Sürrealizmin eksantrik dehası Salvador Dalí, yalnızca eriyen saatleri ve yerçekimine meydan okuyan imgeleriyle değil, zihin açan aforizmalarıyla da modern dünyayı sarsmayı başarmış bir figür. Sanatçının sıkça yankılanan "Mükemmeli aramayın, çünkü ona asla ulaşamazsınız" (veya yaygın bilinen şekliyle mükemmellik gerçekte olmayan bir şeydir) sözü, ilk bakışta bir vazgeçiş gibi tınlayabilir. Oysa Dalí burada pes etmeyi değil, üretimin ve hayatın üzerindeki en ağır prangayı kırmayı hedefler.

    Peki, kusursuzluk peşinde koşarken hayatı kaçıran modern insan için bu söz ne anlama geliyor?

Mükemmellik Neden Gerçekdışıdır?

    Doğaya ya da insan ruhuna yakından baktığınızda simetri, pürüzsüzlük veya mutlak kusursuzluk bulamazsınız. Bir ağacın dalı rüzgârın yönüne göre eğrilir, bir nehir en dolambaçlı yolu seçer ve insan kendi çelişkileriyle büyür.

    Dalí’nin işaret ettiği temel gerçek şudur: Mükemmellik statik, donuk ve yaşayan her şeye yabancıdır.

    Kusursuzluk arayışı, zihinde var olan soyut bir ideali yaşayan, nefes alan ve sürekli değişen dünyaya dayatma çabasıdır. Dalí gibi fırçayı eline aldığında bilinçaltının kaotik dünyasını tuvale döken bir ressam, kusursuzluğun sanatın doğasına aykırı olduğunu çok iyi biliyordu. Eğer bir tablo tam anlamıyla "mükemmel" olsaydı, o artık bir sanat eseri değil, soğuk bir matematik denklemi olurdu.

Kusursuzluk Takıntısı: Üretkenliğin ve Yaratıcılığın Gizli Düşmanı

    Birçok insan hayalindeki projeye başlayamaz, ilk cümleyi yazamaz ya da hazırladığı tasarımı paylaşamaz. Bunun ardındaki asıl neden tembellik değil, mükemmeliyetçilik tuzağıdır.

    Zihnimizdeki "en iyi" versiyona ulaşamayacağımızı hissettiğimiz an, iç sesimiz denemekten vazgeçmemizi fısıldar:

  • Kusursuz olmayacaksa hiç olmasın.

  • Daha iyisini yapacak bilgiye sahip değilim.

  • Hata yaparsam ne düşünürler?

    Dalí’nin sözü, bu felç edici duyguya doğrudan bir panzehirdir. Kusursuzluğun ulaşılamaz bir illüzyon olduğunu kabul ettiğinizde, hata yapma özgürlüğünü de kazanırsınız. Gerçek ilerleme, kusursuz olanı aramakla değil; ham, kusurlu ama samimi denemelerle inşa edilir.

Yaşamı Dalí Gözüyle Görmek: Çatlaklardan Sızan Güzellik

    Japon felsefesi Wabi-Sabi, güzelliğin tam da kusurlarda, geçicilikte ve tamamlanmamışlıkta yattığını savunur. Salvador Dalí’nin bakış açısı da bu felsefeyle güçlü bir paralellik taşır.

  • Süreç hedeften kıymetlidir: Sanat da hayat da varılan noktadan ibaret değildir; yolda yapılan hatalar, geri dönüşler ve tesadüfler eseri özgün kılar.

  • Özgünlük pürüzlerde gizlidir: Bir insanı ya da eseri benzersiz kılan şey standart kusursuzluk kalıplarına uyması değil, kendine has dokusu ve çizgileridir.

    Kusursuzluk arayışını bir kenara bıraktığınızda, omuzlarınızdaki görünmez ağırlık kalkar. Mükemmel bir ilişki, kusursuz bir kariyer ya da hatasız bir yaşam yoktur. Hayatın gerçek tadı, kontrol edilemeyen pürüzleri kucaklayabildiğimiz anda ortaya çıkar.

    Dalí bize aslında şunu fısıldar: Fırçayı eline al, tuvali boya ve hata yapmaktan korkma. Gerçeklik kusursuzlukta değil; cesur, samimi ve eksik olanın içindeki canlılıkta saklıdır.

    Kendi hayatınızda kusursuzluk takıntısı yüzünden ertelediğiniz veya başlamaya çekindiğiniz bir proje var mı?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları

  Çocuklarla Etkili İletişim Kurmanın Sırları: Dinlemek ve Dinlenilmek Çocuklarla etkili iletişim kurmak bazen zorlayıcı olabilir. Yetişkinlerin çoğu, çocukların kendilerini dinlemediklerinden şikayet ederken, çocuklar da genellikle yetişkinlerin onları anlamadığını hissediyor. Peki, bir çocukla nasıl konuşmalıyız ki bizi dinlesin? Ve onları nasıl dinleyelim ki bizimle konuşmaktan çekinmesinler? İşte bu yazıda, çocuklarla kurulan iletişimi güçlendirecek yöntemlere göz atıyoruz. 1. Samimi Bir İlgi Gösterin Çocuklar, konuştuğunuz konuya gerçekten ilgi duyup duymadığınızı anlarlar. Çocuklara bir şeyler anlatırken ya da onların anlattıklarını dinlerken göz teması kurmak , tüm dikkatinizi ona vermek çok önemlidir. Elinizdeki telefonu bir kenara bırakmak, konuşurken eğilerek onun boy hizasına gelmek ve arada başınızı sallayarak ona dinlediğinizi hissettirmek, çocuğa kendini özel hissettirir. İpucu : “Seninle konuşmak çok hoşuma gidiyor” ya da “Söylediklerin benim için önemli” gibi ifadel...

15 SORUDA: GASTRONOMİ VE MUTFAK SANATLARI

Gastronomi ve Mutfak Sanatları BU MESLEĞİ YAPABİLMEK İÇİN GASTRONOMİ OKUMAK ŞART MI?-1 Gastronomi okumak şart değil ancak bu meslekte ciddi bir şeyler yapmak ve bu meslekle daha fazla haşir neşir olmak, mesleğin hem arka planında olmak, eğitmen olmak, danışmanlık vermek, mutfak yöneticisi olmak gibi biraz daha kayda değer işler yapmak için eğitim almak büyük bir avantaj sağlayacaktır.   AŞÇILIK VE GASTRONOMİ ARASINDAKİ FARK NEDİR?-2   Aşçılık bir ön lisans eğitimi, gastronomi ise bir lisans eğitimidir. Ön lisansın amacı; ara elemanlar, teknik elemanlar yetiştirmektir. Gastronomi eğitimi ise daha alanında uzman ve yetkin kişiler yetiştirmektir. Aşçılık bölümünden mezun olup mutfaklarda aşçı olarak çalışılabilir. Gastronomi bölümünden mezun olup mutfakların arka planında, yönetim alanında ya da bir medya alanında çalışılabilir. Ancak bunlar daha çok kişisel tercihler doğrultusunda gerçekleşebilecek meslek seçimleridir. Aşçılık bölümünden mezun olup yönetici olarak da çalış...

Kitap Okuma Alışkanlığı

  Kitap Okuma Alışkanlığı Kitap okuma alışkanlığı t emelde okula başlarken öğrendiğimiz okuma yazma öğrendikten sonra bu alışkanlığı yemek yemek gibi bir ömür hem insana zevk veren hem de insanın ruhunu doyuran bir alışkanlık haline gelmesidir.      Peki size şöyle bir soru sorsam; en son ne zaman bir şeyler yemek yediniz? Ya da en son ne zaman bir kitap okudunuz? Bu iki eylem arasında arasında ne kadar zaman farkı var? Bu sorular şöyle dursun, biz kitap okuma alışkanlığını kazanabilmek için bize lazım olan sorunun cevabını bulalım. Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?      Madem yemek yeme alışkanlığını örnek verdik kitap okuma alışkanlığı nasıl kazanılır sorusuna cevap olarak olayı biraz somutlaştırmak için buradan devam edelim. Normalde yeme içme işi kitap okumaktan daha zor fiziksel eylem gerektirir. Elimizin, kolumuzun, çenemizin, dilimizin iş birliği içinde sürekli hareket halinde olması gerekir. Aslında ne kadar da eylem gerektiren zor bir ...